Untitled


   
 
  KÜLTÜREL DEĞERLER1

BİZİM ELLER

Kalk gidelim Tüntiya’dan yukarı,

Samushar’da korkak adam olur mu?

Nahır buldu şimdi Eğripungar’ı

Sayısın çobana sorsan, olur mu?

 
Sert içimli şu Bice’nin tütünü

Nam salmıştır Gorgota’nın üzümü

Berta, Masalahet, gez Yolüstü’nü

Anza’nın başında duman olur mu?
Ançgora ey bakmış pehlivanlara,

Ançlılar da yayılmış Samkıranlara

Düğünlerde horon oynayanlara

Abdul gibi zurna çalan olur mu?
Zor biçilir Maranet’in sazları

Çok nazlıdır Anagert’in kızları

Serin olur Solyananın yazları

Kontrom’un taşından Reşat kaçar mı?
Petoban’ın değirmeni bozuktur

Gudat ormanını kırma! yazıktır

Hazık taday Feriyaz’a aşıktır

Vasıf emi Nuriye’siz olır mu?
Halil Hoca Ustamel’den geliyor

Hamit ceblerine kah dolduruyor

Şazimet harmanda lazut soyuyor

Kara Ahmet Sübiye’siz olur mu?
Cero Şevket Almanya’da çalışmış

Kel İskender Mollabeg’le dalaşmış

Vanta’lı yengemiz ordan savuşmuş

Nuriye Bacımız rahat durur mu?
Lelagilin Çelik çamları kesmiş

Bilalay İsak’ın peşine düşmüş

Haşim emi Tibetliden çok küsmüş

Rak Rak Ömer bağırmazsa olur mu?
Mokta, Çorçel yaylalara çıkınca

Karsniyalı Sırataş”tan kaçınca

Poşa Kazım Norgiyal’a göçünca

Davulsuz zurnasız düğün olur mu?
Çalmangilin Tilik teşi oynuyor

Kuşkanada pancar aşı kaynıyor

Çilo Yusuf Şahismel’i kolluyor,

Dohro Mehmet papirozsuz olur mu?
Omargilin Hakkı Artvin’e gitti

Ferman Rus jipinin altına yattı

Şirnagilin Nevzat tohluyu sattı

Kokri Yılmaz Bilbilan’da durur mu?
Arslan Usta evde yaba yapıyor

Muzaffer Dilfes’e çalım satıyor

Siryalılar gelmiş üzüm satıyor

Nevzet usta almayınca olur mu?
Beyazay Moktalı geline çattı

Çiziyay gelince kıyamet koptu

Çupa Hoca Sütilay’a siktir yaptı

Tevfuğ Usta davarcıksız olur mu?
Bu yıl kurt götürdü Hıştoy’nan Kuday

Çekiştiler Çıtıray’nan Katanay

Neney yaptık kuşğanada kayganay

Bişisiz, katmersiz ırgat olur mu?
Hamitgilin Hilmi bayırdan uçmuş

Sapona Hoca’nın bacağı şişmiş

Koç Enver Denhrol’da çayırı biçmiş

Koca Mehmet palavrasız durur mu?
Barto emi Zağlavra’da oturur

Çuruz öküzleri suya götürür

Sağır Mehmet Lora ekmek batırır

Murtez emmi Aloş atsız olur mu?

 
Cemil Bey Bursa’da muhtar seçilmiş

Molla gilin Metin müdür kesilmiş

Loğo Cemil Rumen kıza asılmış

Yaşar Bayrak taş okeysiz olur mu?

 
Köyümüz muhtarı İsmail Çavuş

Kazım bey geliyor önünden savuş

Rasim bey Çorum’da temelli kalmış

Ahmet İşçi huzurevsiz olur mu?

 
Bertalı Süleyman lokanta açmış

Kavazgilin Nihat çok bira içmiş

Alimerdan evden kahveye kaçmış

Netsin oyun oynamazsa olur mu?
Mürşit şoförlükten emekli olmuş

Ferman elden düşme bir pejo almış

Bizim Toposman’a doktor pil takmış

Hemşin”nide oynamazsa olur mu?
Sütil Mehmet üç yıl yalnız yaşamış

Bütün kederini içine atmış

Dostlarından küsmüş şişeye çatmış

Sonunda barışmış, küsmek olur mu?
Yener Baba dünyadan erken göçtü

Nurullah’da ecel şerbetin içti

Onların acısı bağrımı biçti

Bu dünya fanidir güven olur mu?
Lalezar Bibiyi yıldırım vurmuş

Zöhre yengem Küçükyokuş’da durmuş

Ançlı Nenem Kazım Hoca’yı sormuş

Herkesin sıırını yazsam olur mu?
Seyat yenge Tenzile’yi çağırdı

Güllü bibi Serfinaz’a bağırdı

Topal Selvi duta ğeti savurdu

Mahmut Özer Ulviye’siz olur mu?
Karaç Hasan sert mizaçlı dededir

Servet Usta tevatir bir terzidir

Ser Ömerde Rus jipiyle tozdurur

Hatice baci hiç ketesiz olur mu?
Karaçgilin Nuri okumuş yazmış

Selim Hollandalı gelin getirmiş

Köroğlu Mehmet de tanacı durmuş

Heç Şero da Fahrettin”siz olur mu
Köyün has şoförü Mustafa Savaş

Giderdi yollarda çok yavaş yavaş

Yolculuk katığı kete ve lavaş

Şu Pallik Enversiz yollar olur mu?
Dilfes gelin Osman’ına doymadı

Eşref’in derdine ilaç olmadı

Güllüzar Sulo’ya mendil yollardı

Nurdane hep gezer evde durur mu?
Susember bayırda körpe otlatır

Memnuney tavada mısır patlatır

Rabiye Faruk”a keyif çatlatır

Tosi Mehmet çan boğasız durur mu?
Şevket İşçi ince sesle bağırır

Selvi bacı Asife’yi çağırır

Havva bibi beş oğlunu kayırır

Sagaralı Niney köyde durur mu?
Nazargilden geldi Siyaset bacı

Sacide Yusuf’un başının tacı

Sadık emi ozanların baş tacı

Kara Ahmet hiç takkesiz olur mu?
Abdurrahman bizleri hep güldürür

Harun abi bıyığını burdurur

Bilalgilin Kazım harman savurur

Vahit Yüksel hiç hızarsız olur mu?

 
Yençar gilin Haşim muhacir gitti

Mehmetali emmi yaylada yattı

Ço Mehmet Kurkant’a nekere gitti

Abid emi şal çokasız olur mu?
Bertalı Mustafa öğretmen olmuş

Serfinaz Servet’in koluna girmiş

Emine köyünü defterden silmiş

Suleyman Ağa laf atmazsa olur mu?
Yamakgilin Dursun Murgul’dan kaçmış

Keyagilin Necat bedevra biçmiş

Emin Hoca Çiknala’yı yurt seçmiş

Şevkat Abi Ankliyasız olur mu?

 

Ayvazgilin Mevlüt Bursa’ya göçmüş

Şaban başlarına çok işler açmış

Ali Gündüz Trabzon’a alışmış

Cevri Çavuş Darismasız olur mu?
Harun Yücel Kemal Bey’in babası

Ahmet Yücel Arif’anın tadası

Kazım Hoca Ayvazların hocası

Ayvazgillar hiç Ömersiz olur u?
Süleyman’ım unuttuğun çok oldu

Sılayı gezerken gözlerim doldu

Nekeri çabuk kes yapraklar soldu

Livane türküsüz sazsız olur mu?

10 Eylül 1997

Malkara

 

Aşağı Irmaklar Dili

 

Beçisiz bedevra asla açılmaz

Külekle kolopa bedevradandır

Poşa zinnet üç doluya satamaz

Kızeklere ot yükledim Bojnal’dan

Maranet’den geçtim; sonra Denhrol’dan

Karavata camuş gelmiş Çorsel’dan

Osman emi Zednakeden atamaz

Bugün Çinkitma’da çayırı biçtim

Şakavre’de ottan dikani seçtim

Abanatuval’da bir ey su içtim

Davut emi Satava’dan çıkamaz

Kavak kestim Hozabir’in başında

Kondar kokar sıcak tutmaç aşında

Darabuğ’a gider kotan peşinde

Horazan’a yağü sürersen ötemez

Koç Enver’in yurdu Mineretula

Seyrangah yeridir düz Gardagula

Tuval’la kardeştir soğuk Akruna

Sapiset’te yazın kimse yatamaz

Huşniya’da öğlen yemeği yedim

İkindide Malisukan’a geldim

Kurkan’tan aşağı Vehbat’a indim

Çançahet kaynamış hızek geçemez

Guyanavur arpa idi bu sene,

Tekçam ğemi olmuş giidp görsene

Kırkatlar yetişmiş teşte döksene

Giresun’lu yengem korkot yolamaz

Tivakere otu biçtim Yatur’dan

Horom büktüm kom tarlada tapuldan

Kinzi yolmuş hanoy Papiyetur’dan

Sel gelmiş de Kirkittaştan geçemez

 

Güzün neker kestim Garikanat’da

Hacıbey dolaşır Buğanciyet’da

Bu yıl kızılcıklar Bol Horanet’da

Kırağ atmayınca azraz toplanmaz

Kedikana üstten Sakant’a bakar

Deli Ömer Pançavur’da nal çakar

Şirnagil’in koyun Kuyat’da yatar

Ciknala çok taşlı cilga işlemez

Ahotav taşından görünür Çonat

Dorik’i geçince gelir Zergudat

Lazut yatağıdır, Zağlavra Kuyat

Sakılde’de bizim davar otlamaz

Kiraza göz düşmüş Gulaçiço’da,

Gamosipi yaptım Darismana’da

Parmağımı kestim Verhuçala’da

Tırpan yarasına tütün basılmaz

Vasip amca biçmiş Basinevla’yı,

Bilal bey koşuyor Katirevla’yı

Servet usta satmış Umagira’yı

Zela’nın otunu körpe otlamaz

Sardaboğan Kibiyet’e bakıyor

Aknahura biçilmiş zoğ yatıyor

Saburte’de hozana su akıyor

Yaylalar inmeden kağos yapılmaz

Santela’ya paşa çocuğu çıkmış

Saltapla bu yaz hep dibine akmış

Şıhmemet armudu çarçabuk bitmiş

Binbal kirazına doyum olunmaz

Sıcak puşruk aşı ağzımı yaktı

Çasmullar az önce pilekten çıktı

Yengem Heçeçul’a lobiye ekti

Perenga, Şaşhana kışa saklanmaz

 

 

 

Çeçela tavuğu kuruğ oturttum

Çançur açmasını gemde kuruttum

Çimurun içine sarıyağ kattım

Kartopisuz kabak suda kaynamaz

Sakidanın lezzetlidir turşusu

Çarçabuk yapılır çadi harşosu

Çok hoş olur Cunevla’nın logosu

Sasepo’da yalnız kimse yatamaz

Dabreçela yeme ile doyulmaz

Tavreculun kabukları soyulmaz

Dodopalay sakrilara koyulmaz

Çiçota hoyrattır dikenlenemez

Bumbuladır almaların reisi

Tamas eriğinin ince derisi

Alamelek kirazların eyisi

Güz gelince arasanda bulunmaz

İrsilo kapıda dibine akar

Pantanın furuncu ağzımı yakar

Heçeçul armudu Eylül’de çıkar

Pelverda teşti de çabuk kaynamaz

Korangal biçilmiş Hanaçavurda

Remoy zurna çalar Uzunçayırda

Davara kurt düştü Gulitavur’da

İtler yetişemez, çoban kaçamaz

 

Kopçası düşüyor pantolonumun

Kazan göle geldik çabuk soyunun

Korucusu kaçmış Anç’ın suyunun

Kunoy çayırlara kesmiş akamaz

Süleyman’da derki Çık Koçiyet’dan

İne çıka çok yoruldum Çonat’dan

Benim alın yazım Hemegorat’dan

Uzak yerden evlenmek hiç yaramaz

27 Eylül 1995 



Süleyman Özdemir

 

1940 yı

 

lında Tirebolu’da doğan Süleyman Özdemir, 1959 yılında Cilavuz Köy Enstitüsünü bitirerek öğretmen oldu. İlk görev yeri olan Yüksekova’da ilkokul öğretmenliğinin yanısıra İlköğretim Müdürü olarakta görev yaptı. 1962 yılında evlenen ve 1963 yılında tayinle Artvin’e dönen Özdemir, 1963-1967 yılları arasında Yusufeli’nin Sarzep köyünde öğretmen olarak görev yaptı. 1967 yılında Diyarbakır Eğitim Enstitüsünü kazandı. Okuduğu bu dönemde aynı zamanda öğrenci derneği başkanı da olan Süleyman Özdemir, 1970 yılında mezun oldu. 1970-1976 yılları arasında Erzurum Yavuz Selim Öğretmen Okulu’nda Eğitim Şefi, 1976-1977 Artvin Öğretmen Okulu Müdürü, 1978-1979 yılları arasında ise Rize Eğitim Enstitüsü Müdür Yardımcısı, 1980-1982 yılları arasında ise Kastamonu Göl Öğretmen Lisesi Müdürü olarak görev yaptı. Daha sonra öğretmen olarak görevine devam eden yazar, 1988 yılında göreve getirildiği Adapazarı Arifiye Huzurevi Müdürlüğünden 1992 yılında emekli olarak ayrıldı. 1996 yılında Ankara’ya taşınan Özdemir, 9 Aralık 2007’de geçirdiği açık kalp ameliyatı sonrası yoğun bakımdan çıkamayarak İzmir’de hayata veda etmiştir.Süleyman Özdemir idareci olarak görev yaptığı öğretmen yetiştiren okullarda spora ve sanata verdiği önemle öne çıkmıştır. Sporcu, müzisyen ve ressam gibi özellikleri de bünyesinde barındıran ve coşkulu öğretmenler kuşağından olan Özdemir’in yatılı okullarda öğrencileri uyandırmak için bile çaldığı cümbüşü onun sembolü olmuştur.

IRMAKLAR BÖLGESİ
 
Kullanıcı adı:
Şifre:
İŞTARSAN BEGANMA :(
 
Reklam
 
YAŞAMA DAİR HERŞEY
 






NELER YAPILABİLİR
 
DOĞA YÜRÜYÜŞÜ , KIŞIN kayak, YAZIN BOL BOL Oksijen ALINIR , ÇAM SAKIZI TOPLAYABİLİRSİNİZ MALİSUKANDA GUSNİYA PINARIN DAN SOĞUK SU İÇEBİLİRSİNİZ . SAMUSHAR Tarihi AHŞAP EVLERİNDE KONAKLAYABİLİRSİNİZ .