Untitled


   
 
  EDİTÖR

BEN BİR KÜLTÜR MELEZİYİM



Av. Adil Gülvahaboğlu, Artvin-Ardanuç-Tosunlu köyü 1944 doğumlu. İlkokulu köyünde okudu

Ardanuç ortaokulun ilk öğrencilerinden oldu. İlkokul öğretmeni Yusuf Levent’ti. Ortaokuldan Mehmet Alkan, Ömer Yılmaz, Zeki Memioğlu, Kâzım Ertürk, Zihni Okumuş ve Hikmet Akkaya unutamadığı öğretmenler arasında yer alıyor.
         Anası öldüğünde dokuz yaşındaymış. Anasını “kiraz mevsimi”nde kaybetmiş. “Bu güzel havalarda nasıl öldün ana? Ölüm sana yakıştı mı?” diye hüngür hüngür ağladığını söylerken, sanki o anı yaşar gibi duygulandığı dikkatimizden kaçmıyor.
Trafik kazası geçirdiğimde 16 yaşındaymış. 35’inde ise bir siyasal saldırıya uğramış. Babası Ardanuç’ta esnaflık yaptığı için maddi durumlarının iyi olduğunu, babasının tüccar olmasını istediğini, ancak o başka bir yol çizdiğini anlatıyor. Ortaokulu pek sevmemiş. İlk yıl sık sık okuldan kaçmış. Sonraları yavaş yavaş ısınmış, 2 ve 3. sınıfları iftiharla geçmiş.
Bir süre Artvin Öğretmen Okulu’nda okumuş. Sonra yatılılık hakkını kazanarak Adana Düziçi İlk Öğretmen Okuluna gitmiş (Eski Köy Enstitüsü).
Üç yıl ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra, Erzurum Eğitim Enstitüsü’de iki yıl, ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, A.Ü.Türk Dili ve Edebiyatı derken epey mürekkep yaladığını alçakgönüllülükle ifade ediyor.
Evli ve üç çocuk babası olan Gülvahaboğlu’nun büyük oğlu Ceyhun hukukçu. Küçük oğlu Orhun da hukuk üzerine doktora yapmış, İstanbul’da avukat. Kızı Halide Özlem ise üniversite öğrencisi.
Dört kez CHP’den parlamentoya girmek için girişimde bulunmuş, ancak bir türlü olmamış. Dokuz yıldır Atatürkçü Düşünce Derneği Kırşehir Şubesi’nin başkanlığını yürüten hukukçu, yazar, şair ve araştırmacı Adil Gülvahaboğlu’na siz 08 Haber gazetesi okurları için sordum.
 
         - Sayın Vahaboğlu, sizin için Artvin ne anlam taşıyor?
- Artvin deyince benim aklıma yüksek bir tarih şuuruna sahip olan halk kesimi gelir. Atatürk, bağımsızlık gelir; kaçakçılık, elem, ıstırap, sefalet günleri, tümen tümen muhacir göçleri gelir… 1884 doğumlu olan büyük amcam ve 1900 doğumlu olan babamdan dinlediğim kaçakçılık öyküleri yüreğimi dağlamıştır. Artvin, çetin doğasıyla alabildiğine mücadele eden insanların yaşadığı bir coğrafya parçasıdır.
         Artvinli sabırlıdır, mücadelecidir, hak ve hukuk severdir. Cumhuriyet rejimine, lâik düzene bağlı, özgürlük ve bağımsızlığı en büyük erdem sayar. Sosyal adaleti, sosyal namus kabul eder.
- Kırşehir’de yaşayan Artvinlileri sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan kısaca değerlendirebilir misiniz?
         - Buraya gelen Artvinliler, ekonomik düzeyi çok zayıf olanlardır. Elli yıl önce orada sattıkları mal ve arazilerden elde ettikleri kısıtlı paralarla burada biraz toprak ve ev alabilmişlerdir. Aradan elli yıl geçmiştir ama hâlâ yer değiştirmenin zorluklarını aşabilmiş değiller. Bunca sıkıntılarına rağmen kendi kültürlerini korumaya çaba göstermekteler. Son zamanlarda ise dernekleşme faaliyetleri yoğunlaşmış durumda.
         Ekonomik açıdan, devlet memurluğu, fabrika işçiliği (özellikle Petlas) ve küçük tarım işletmeciliğinde yoğunlaşmış olmalarına karşın, sanayi ve ticaret alanında pek gözükmezler.              
         - Artvin’i, dünü, bugünü ve geleceği açısından değerlendirebilir misiniz?
- Artvin’de dün işsizlik vardı, bugün de var, korkarım, işsizlik yarının da büyük sorunu olacak. Artvin’de göç devam ettiği sürece Artvin gelişmez. Göç durdurulmalı. Bunun için de Çoruh Üniversitesi büyük projelerle geliştirilmeli; sanayi atılımlarına hız verilmeli; tarım, hayvancılık ve turizm teşvik edilmeli.
 
         - Sizin çok yönlü olduğunuzu biliyoruz. Atatürkçü Düşünce - Türk Rönesansı’ndan tutun da Hacı Bektaşi Veli’ye kadar değişik konularda yapıtlarınız, şiir kitaplarınız çıktı. Biraz yazarlık yanınızdan söz eder misiniz?
         - İlk çalışmalarım Serhat Artvin gazetesinde yayınlanmıştır. Erzurum Devrim gazetesinde pek çok deneme ve makalelerim çktı. “Kaçkar’a Selam” şiirim orada yayımlandı. Sonraları İstanbul, Ankara ve İzmir basınında yazılarım yayınlandı. Atilla İlhan’ın bana büyük destekleri oldu. Bu büyük şair ve yazarın teşvikiyle “Kemalizm Dersleri” adıyla bir seri yazı neşrettim. Ön Yağmur adlı kitabmdaki şiirlerimin bir bölümünü Erzurum’da, Taşlandıkça Büyüyen kitabımdaki birçok şiirimi de Demokrat İzmir’de neşrettim.
         Yansıma, Varlık, Yeni Adımlar  adlı dergilerle İstanbul’da dostluk kurdum.
         Atatürkçü Düşünce – Türk Rönesansı’nı on yılda hazırladım. Sonra “Hacıbektaş Veli’nin toplumcu yönü” konulu bir yarışmada derece aldım. Derken bunu geliştirip, “Hac Bektaşi Veli - Laik Ulusal Kültür” adıyla Yorum Yayınları arasında neşrettik. Remzi İnanç kardeşim sağ olsun, o da sosyal güvenlik öncüsü Ahi Evran Veli ve Ahilik kitabımın yayınlanmasına vesile oldu.
         Derken ileri yayınlarından “Düşünceler Cumhuriyeti” çıktı. Benim ruhi meşguliyetim edebiyat ve şiirdir. Araştırmayı, denemeyi çok seviyorum. Televizyon bombardımanı altında kitaba bağlanmak, kitap okumak, yazmak gerçekten de büyük bir sanat işidir.
         Yukarıda söylemeyi unuttum, Erzurum Tekman’da öğretmenken bir seri röportajımı Yenigün gazetesinde Kemal Bayram Çukurkavaklı neşretti. “Şeyhlerin sömürdüğü Doğu” adlı bu seri gerici siyasi çevrelerden müthiş tepki aldı.  Erzurum Eğitim’de Pedogoji hocamız bana mezuniyet çalışması olarak “Kerhane kadınlarının düşüş nedenleri”ni araştırma görevi vermişti. Valilikten görevliler alarak, bu konuyu araştırdım. İlginç sonuçlar çıktı. Onu da Yenigün’de neşrettik.
         - Şairlik yanınızdan yola çıkarak halk şiiri ile modern şiiri değerlendirebilir misiniz?
         - Halk şiiri halkın hafızasıdır, tarihidir, coğrafyasıdır, matematiği, geometrisi, kavgası, barışıdır. Halk şiiri insan sevgisidir. Dini, imanı, milliyeti, savaşıdır. Yokluğu - varlığıdır. Halkla yürüyen, ondan başkasını taklit edemeyeceği kadar orijinal bir şiir geleneğidir. Millet’e özgüdür. Bu şiiri başka milletlerde bulamazsınız. Milletin farkıdır. Azmidir, kararıdır. Ölçüsü, uyağı, maddesi ve ruhuyla Cumhuriyet kültürünü, laik düşünceyi yaratan kültür budur. Yunus Emre, Laiklik Devrimi’nin kültür öncüsüdür. Karacaoğlan, Dadaloğlu, Köroğlu, Pir Sultan, Aşık Veysel … bizim kültür yanardağlarımızdır. Böyle şairler yaratan bir millet özünde ve sözünde büyük millettir.
         Modern şiir, milli ve evrensel kültürün birleşmesinden doğmuştur. Tanzimatçılar,  geleneksel İslami Türk Edebiyatını kavramış olsalardı Tanzimat şiiri doğmazdı. Serveti Fünun, ayakları Doğu’da, dalları yaprakları Batı’da olan bir şiirdir. Namık Kemal’de hem Doğu, hem Batı var. Tevfik Fikret, Fransız şiirinin etkisinde tamamen milli kalabilmiştir. Şekil de öyle muhteva da. Modern şiirin yerine başka şiiri koyabilirsiniz modern olur. Ama halk şiirinin yerine hiçbir değeri koyamazsınız. Modern şiiri aşabilirsiniz, ama halk şiirini aşamazsınız. O ulaşılmaz bir zirvedir.
Cumhuriyet şiiri, halk şiirinden yararlandığı oranda halkçı olabilmiştir. Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rifat’ın açtığı yolun büyük yolcuları Nazım Hikmet, Ceyhan Atıf Kansu, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Ataol Behramoğlu, Cahit Sıtkı… serbest ölçüyü halk şiirinin kokusuyla daha ileri aşamalara götürmüşlerdir. Yani modern şiir halk şiirine yaklaşabilir, ama halk şiiri modern şiire yaklaşamaz.
 
         - Doğduğunuz Artvin, doyduğunuz Kırşehir. İki ilimizi Artvinliler açısından değerlendirebilir misiniz?
- Bana sorarsanız ben bir kültür meleziyim. Yurdumuzun Artvin’i, Kırşehir’i birdir. Doğmasaydım doyamazdım. Çoruh’un hür havasını, orta Anadolu’nun uzun yaylasının Ahi kültürü ile, Bektaşi kültürü ile yoğurmak, her kişiye nasip olmaz. Bunu bir ayrıcalık sayıyorum. Zenginliktir. Atatürk Rönensansı ile Ahi fütüvvet nağmelerinin birleştiği, kesiştiği bir coğrafyada yaşamak bana büyük bir haz veriyor. Selçuklu’nun kültür başkenti Kırşehir’di. İnşallah Artvin’de Kırşehir’de yakın gelecekte sanayi - kültür kenti olma şansını yakalayacaklardır. Artvinliler Orta Asya’dan gelirken, Kafkasları aşmışlar. Kırşehirliler de Torosları aşıp, Türkmen kültürü ile orta Anadolu’ya gelmişler. Ne güzel etmişler. Yüzyıllar sonra tekrar kaynaşmışlar. Medeniyeti yaratan temel güç, dil ve kültürdür. Dilin de kültürün de mayası Kırşehir’de yatıyor. Aşık Paşa, Ahi Evran, Ahmedi, Gülşehri, Yunus Emre, Aşık Sait, Şemsi Yastıman, Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş… bunları okurken veya dinlerken aklıma hep Ardanuçlu Efkâri  baba gelir.
 
         - Gençlere bir öneriniz var mı?
- Gençler laik ve demokratik Cumhuriyeti sonsuza dek dört gözle değil, yirmi gözle korusunlar. Bu Cumhuriyet, talancılara peşkeş çekilmemeli. Din talancıları, ırk talancıları, ekonomi talancıları pusuda bekliyor. Beşikten mezara dek okusunlar, üretsinler, sanayi, eğitim alanında ilerlesinler. Ne demiş Büyük Şair Tevfik Fikret:
         Koşan elbet vardır,  düşen kalkar
         Karataştan su damla damla akar
         Birikir sonra bir gümüş göl olur
         Arayan hakkı en sonunda bulur
 
         - Bu söyleşi için size çok teşekkür ederim. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
- Ben de teşekkür ederim. Beni doğuran, yetiştiren anamı, babamı rahmetle anarım.
 Yazan : Erdal ündüz

Kaynak : Rasim Yılmaz(08haber)
IRMAKLAR BÖLGESİ
 
Kullanıcı adı:
Şifre:
İŞTARSAN BEGANMA :(
 
Reklam
 
YAŞAMA DAİR HERŞEY
 






NELER YAPILABİLİR
 
DOĞA YÜRÜYÜŞÜ , KIŞIN kayak, YAZIN BOL BOL Oksijen ALINIR , ÇAM SAKIZI TOPLAYABİLİRSİNİZ MALİSUKANDA GUSNİYA PINARIN DAN SOĞUK SU İÇEBİLİRSİNİZ . SAMUSHAR Tarihi AHŞAP EVLERİNDE KONAKLAYABİLİRSİNİZ .